26 Haziran 2013 Çarşamba

Bilgelik Dersleri


• Size bir vücut verilecektir.
Onu beğenebilir ya da ondan nefret edebilirsiniz ancak kesin olan bir şey varsa o da ömrünüzün geri kalanı boyunca ona sahip olacağınızdır.
• Dersler öğreneceksiniz.
“Yeryüzünde Yaşam” isimli tam zamanlı gayrı resmi bir okula kaydoluyorsunuz. Her kişi veya her olay birer Evrensel Öğretmen’dir.
• Hatalar yoktur, yalnızca dersler vardır.
Büyümek bir deneyim sürecidir. “Başarı” kadar “yenilgiler” de bu sürecin bir parçasıdır.
• Bir ders öğrenilene kadar tekrar edilir.
Bu ders, ta ki siz öğrenene kadar size çeşitli biçimlerde anlatılır. Ancak ondan sonra bir sonraki derse geçebilirsiniz.
• Eğer kolay dersleri öğrenemezseniz bu dersler giderek zorlaşırlar.
Dışsal sorunlar içsel durumunuzun kesin bir yansımasıdır. İçsel engelleri ortadan kaldırdığınız zaman dış dünyanız değişir. Acı, evrenin sizin dikkatinizi çekme şeklidir.
• Davranışlarınız değiştiği zaman bir dersi öğrenmiş olduğunuzu anlarsınız.
Bilgelik egzersizdir.
• Diğer insanlar yalnızca sizin aynanızdırlar.
Diğer bir kişinin yönü, sizin kendinizde sevdiğiniz ya da nefret ettiğiniz bir yönünüzü yansıtmadıkça onu sevmeniz ya da ondan nefret etmeniz mümkün değildir.
• Yaşamınız size bağlıdır.
Yaşam size tuvali sunar, resmi siz yaparsınız. Yaşamınıza sahip çıkın yoksa başkası size sahip çıkacaktır.
• Daima ne isterseniz onu alırsınız.
Bilinçaltınız kendinize çektiğiniz enerjileri, deneyimleri ve insanları doğrulukla belirler, dolayısıyla ne istediğinizi bilmenin en güvenilir yolu neye sahip olduğunuzu görebilmektir. Kurbanlar yoktur, yalnızca öğrenciler vardır.
• Doğru ya da yanlış yoktur ama sonuçlar vardır.
Yargılamalar ise yalnızca davranış kalıplarını korumak içindir. Yalnızca yapabildiğinizin en iyisini yapın.
• Cevaplar kendi içinizdedir.
Çocukların başkalarının rehberliğine ihtiyacı vardır; bizler ise olgunlaştıkça “Ruhun Yasaları”nın yazılı olduğu kalbimize güveniriz. Bildikleriniz duyduklarınızdan, okuduklarınızdan ya da size söylenenlerden çok daha fazladır. Yapmanız gereken yegâne şek bakmak, dinlemek, öğrenmek ve güvenmektir.
• Tüm bunları belki de unutacaksınız...
Ne zaman arzu ederseniz tekrar okuyup hatırlayabilirsiniz. : )

Alıntı

6 Ocak 2013 Pazar

İLETİŞİM ve DİLLER


Günümüzde iletişim çok kolay gibidir değil mi? Telefonlar, internet, televizyon, radyo, gazeteler… İnsan önceki zamanlarda nasıl her şeyden bihaber yaşarmış, doğrusu şaşmamak elde değil. Bu zamanda adını ve soyadını bildiğin bir insanı dünyanın neresinde olursa olsun bulabilirsin. İstediğin kişiye bir telefon açarak ona ulaşabilirsin, bir e-mail atabilirsin -kağıtlara yazılan eski mektupların yerini hiçbir şey tutmasa da-.

Peki bunları yapmakla o kişiyle gerçekten iletişim kurmuş olur muyuz? Bu soruyu birden cevaplamak zor. Teknoloji yalnız insanlar yaratıyor bana göre. Önceleri kişilerin yüz ve mimiklerini görerek yapılan konuşmalar, gitgide sadece sesini duymaya -yani telefondan-, sonra da sözcüklerin ardından -yani internetten- olmaya başladı. Yani çok iyi bir edebiyatçı değilseniz, bulunduğunuz durumu, hissettiğiniz duyguyu çok iyi betimleyemezseniz, karşınızdaki kişinin sizi anlamaması ya da yanlış anlaması kaçınılmaz.  

Bunlar kafamdan geçince de yeryüzünde hangi diller konuşulup, hangi dillerle karşımızdakine ulaşmaya yani iletişmeye çalışmışız, merak ettim. İşte ansiklopedilerden bulduklarımdan birazı:

Sözlü ve sözsüz iletişim: Bir iletinin vericiden alıcıya iletilmesi işidir. Bu sözlü de olabilir, el kol hareketleri ve mimiklerle de olabilir; ki biz buna beden dili diyoruz. 

Bir de yazılı iletişim vardır. Sesteki tonlama ve prozodi yerine burada, harf karakterleri, espaslar, renkler, resimlerle o duyguyu vermeye çalışırız. 

Sözcüklerle oynamak bulmacaları yaratmış bunlar da insanları her zaman ilgilendirmiştir. Tabi ki bu bulmacaların yapısı kullanılan dile göredir.   

Şiirde de sözcük oyunları yapıp, farklı anlamlarda kullanmışızdır. Cinaslı uyak bu tür bir söz oyunudur: 

Kalem böyle çalınmıştır yazıma
Yazım kışa uymaz, kışım yazıma. 

Sözel ve sözel olmayan dilleri bir bütün halinde betimlemekle semiyoloji (göstergebilim) doğmuştur.  Grafik, resim, afiş vs. 

I ♥ you.

Tek dilin konuşulduğu ülke sayısı oldukça azdır: Kuzey ve Güney Kore, Portekiz, İzlanda gibi. 

Aynı devlette, aynı dilde birçok lehçenin görülmesi sık rastlanılan bir durumdur. Örneğin: Afrika Zaire’de 212, Nijerya’da 413, Yeni Gine’de 849 lehçe vardır. 

Lehçe: Bir dildeki sözcüğün yöreden yöreye değişik telaffuzu. 

Bazı diller ise; birkaç ülkede konuşulur. Örneğin 45’I resmi dil olmak üzere 80 ülkede İngilizce, 32’si resmi dil olmak üzere 50 ülkede Fransızca, bir Afrika dili olan Svahilice 10 ülkede  konuşulur. 

Dünyada 6000 dil veya lehçe tesbit edilmiştir. Bu dillerin 185’I Avrupa dilidir. 

Coğrafi olarak en çok konuşulan 5 dil, dünya nüfusunun yarısını oluşturur. Bunlar: İngilizce, Fransızca, Hintçe-Urduca, Malayca-Endonezya dilleri ve Çince’dir. 

Çokdillilik haricinde, dil ve nüfus ilişkisini şöyle sıralayabiliriz:
Dünyada 1 milyar kişi Çince,
400 milyon kişi İngilizce,
300 milyon kişi, Hintçe-Urduca, İspanyolca, Rusça,
200 milyon kişi Türkçe, Arapça, Portekizce, Fransızca, Bengali dili,
120 milyon kişi Japonca, Almanca,
 60 milyon kişi Biharî, Korece, İtalyanca, Cava dili, Marathi, Pencabî, Tamilce, Telugu dili, Vietnam dilini konuşur. 

Dünyada 1 milyon civarında kişi tarafından konuşulan yaklaşık 200 dil vardır. 

Dillerin sınıflandırılması söz konusu edilirken, örneğin Afrika dilleri çok sorun olmuştur. Hâlâ bile siyasi veya ulaşım gibi nedenlerden dolayı ulaşılamayan Afrika bölgeleri vardır.  Bu yüzden dillerin tarihle, göstergesel işleyiş biçimleri, alansal yönlerine öncelik verildi. 

Şöyle bir sınıflandırma yapıldı:

  1. Hint-Avrupa dilleri: 

Roman dilleri: Provence dili, Katalanca, Fransızca, İspanyolca, Portekizce, İtalyanca, Sardunya dili, 
Reto-Roman dili, Rumence=Moldovca

Germen dilleri: Friesland dili, İngilizce, Almanca, Hollandaca, İsveççe, Danca, Norveççe, İzlandaca

Baltık–Slav dilleri: Letonca, Litvanca, Rusça, Ukrayna dili, Beyaz Rusça, Lehçe, Çekçe, Slovakça, 
Sarab dili, Bulgarca, Makedonca, Sırp-Hırvat dili, Slovence

Kelt dilleri: Gaelce (İrlanda, İskoçya ve Mans adası dili), Bretonca, Cornwall dili, Galce

Hint-İran dilleri: Sanskritçe, Farsça, Peştu, Kürtçe, Tacikçe, Hintçe-Urduca, Biharî, Negal dili, Assam dili, Bengalî, Oriya dili, Gucerat dili, Marathi, Seylan dili, Pencabî, Sindhi, Keşmir dili, Çingene dilleri

Diğer diller: Arnavutça, Yunanca, Ermenice

  1. Kafkas dilleri: 

Gürcüce, Avarca, Abhazca, Lazca, Çerkezce, Çeçence, İnguşça, 
Kabartayca, Lezgice

  1. Baskça

  1. Dravid dilleri:

Tamilce, Telugu dili, Kanara, Malayalam

  1. Ural dilleri:

Fince, Estonca, Laponca, Macarca, Hantıy dili, Mansi dili, Samoyed dilleri

  1. Altay dilleri:

Türkçe (Türkiye Türkçesi, Azerice, Özbekçe, Yeni Uygurca, Kazakça, Tatarca, Türkmence, Kırgızca vb.), Moğolca, Tunguzca.

  1. Japonca

  1. Korece

  1. Çin-Tibet dilleri:

Çince (Mandarin, Yue), Tibetçe, Birmanca

  1. Diğer Asya dilleri:

Çukçiçe, Gilyak dili, Yukagirce, Tayca, Miao-Yao dili, Mon-Khmer dilleri, Munda dili

  1. Malaya-Polinezya dilleri: 

Madagaskar dili, Malayca, Cava dili, Tagalogca, Maori dili, Tahiti dili, Hawaii dili, Tongan dili

  1. Diğer Okyanusya dilleri:

Avustralya’da: Aranda dili, Dyirbal dili
Yeni Gine’de: Papua dilleri

  1. Eskimo-Aleut dilleri

Eskimo dili

  1. Amerika yerli dilleri:

Atabask dilleri (Navaho dili, Apaş dili)
Kuzey’de: Algonkin dilleri (Şayen dili, Mikmek dili), Siu dili, Hakan dili, Penuti dilleri (Maya dili), Aztek-Tano dilleri (Nahuatl dili, Hopi dili), Oto-Mange dilleri, Tarasko dili, Salish dili
Güney’de: Çibça dili, Ge-bororo-Karahaca, Panoca, Karayibce, Keşuvaca-Aymaraca, Tukanoca, Aravakça, Tupi-Guarani dilleri, Araukanca

  1. Hami-Sami dilleri (Afrika-Asya dilleri)

Sami: Arapça, Malta dili, İbranice, Aramca, Süryanice, Amharca, Tiprinaca
Hami: Berberi dilleri (Kabiliye dili, Tuaregce)
Kuşi: Somali dili, Afar dili

  1. Nijer-Kongo dilleri:

Çad dilleri: Havsa dili
Mande dilleri: Bambaraca, Mendece, Diviaca, Malinkece
Batı Anlantik dilleri: Volof dili, Serer dili, Filani (Pöl) dilleri
Gur (veya Volta) dilleri: Mosi dili, Senufo dili 
Kva dilleri: Yoruba dili, Eve dili, Fon dili, İbo dili, Akan dilleri
Bantu dilleri: Svahilice, Kongo dili, Ruanda dili, Lingola dili, Ksosa dili, 
Zulu dili, Kikuyu dilleri
Adamava dilleri: Sango dili, Gabya dilleri

  1. Nil-Sahra dilleri:

Sübye dili, Songay dili, Sudan dilleri (Mangbetuca)
Nil dilleri (Masai dili)

  1. Hoisan dilleri:

Boşiman dili, Hotanto dili, Sandave dili, Hadza dilleri. 


Gülşen Uslu 

22 Kasım 2012 Perşembe

BİR ŞARKI ARIYORUM

Umutsuzum. Hiçbir şey için hiçbir şeyim yok. “Şimdi uzaklardasın, gönül hicranla doldu. Hiç ayrılamam derken, kavuşmak hayal oldu.” şarkısını dinliyorum.

Şiirlere boş veriyorum. Bir şarkı arıyorum. Bilmece gibi. “İçimde kim vardır bir bilebilsen. Sen seni bulursun, kalbime girsen.” şarkısını dinliyorum.

Seni böyle bıkmadan, hiç bıkmadan sevmekten bıktım. “Sensizim, senden uzakta. Seni düşünüyorum, seni seviyorum. Ve seni sevmeyi çok seviyorum.” şarkısını dinliyorum.

Bir şarkı arıyorum; sana duyduğum hislerle örtüşen… “Sevdim seni bir kere, başkasını sevemem. Deli diyorlar bana, desinler değişemem.” şarkısını dinliyorum.

Şiirlere boş veriyorum. Artık şarkılar anlatıyor beni. Şiir kadar güzel, şiir gibi şarkılar… “Uçarken sen göklerde, yüreğimde sevdalı sevdalı semahım. Sevdiğim, mihrimahım.” şarkısını dinliyorum. 

Yalnızım. Bekleyişin bitmiyor. “Ne zaman geleceksin? Bu kaçıncı bahar?” şarkısını dinliyorum.

Unutuyorum diyorum bazen. Unutmaya hazırım. Coşkun Demir dinliyorum. “Kim o? Yüreğimde dolaşan kim o? Çözüldükçe dolaşıyor. Yine sen misin başımda duman duman. Yoruldum varmayan yolculuklardan. Galiba bir şeyleri silmiyor zaman.”

Bir şarkı arıyorum. Sanki sen bana söylüyormuşsun gibi. “Bir gün sana döneceğim. Hayır deme, sakın kötü söyleme.” şarkısını dinliyorum.

Beni unutmanı istemiyorum. Tüm deliller bunu gösterse de... Bir dua gibi dinliyorum. “Boğazında düğümlenen hıçkırık olayım. Unutma beni, unutama beni.  Gözünde damlayamayan gözyaşın olayım. Unutma beni, unutama beni.”  

Gülşen Uslu

14 Ekim 2012 Pazar

ROCK MÜZİĞİNİN TARİHİ

Rock and Roll denilen müzik, aslında bir plan sonucu doğmamıştı. Bir süreç sonunda ortaya çıkmıştı.

Kökeni siyahi müziğin geleneğine dayanır. Kölelikte yarattıkları caz müziği, yirminci yüzyılda blues’a dönüşmüştü. O serüveni size CAZ başlıklı yazımda anlatmaya çalışmıştım. Afro Amerikalılar bu tınıları kendi özgün armonileri içinde eritmişlerdi.

20. yüzyılda teknolojik müzik başladı ve popüler müzik yaygınlaştı. Plağın ve radyonun bulunuşuyla müzik daha çok dinleyiciye ulaştı. Sanatçılar birbirini etkiledi ve yeni arayışlar denendi. 

1930’lara gelindiğinde, müzikte nakaratlar ön plana çıkmıştı. Swing caz denilen türün içinde ilk Rock and Roll etkileri görülmeye başlamıştı.

40’lı yılların başında Charlie Christian elektro gitarı, Lionel Hampton gibi caz müzisyenleri de nakaratları kullanmaya başladılar.

II. Dünya Savaşı sonrasında küçük gruplar, triolar doğdu. Bu grupların bağıran vokalleri vardı. Bu Jump Blues denilen türü doğurmuştu. Bu türün aslında Rock müziğinin başlangıcı olduğu “Rock and Roll’un İlk Plağı Hangisidir?” adlı kitapta da tartışılmıştı. Rock’un 1945-50 arasındaki müziklerin ritm ruhuna sahip çıkan bir tür olduğu, bas gitar, elektro gitar, bateri ve buna eklenen çalgılarla yapıldığı saptanmıştır.

Savaş sonrası kuşağı gençlerinin dergileri, radyoları, motosikletleri, deri ceketleri, gitarları ve rock müzikleri özgürlüğü temsil ediyor gibidir.

Bu dönemde şarkı söyleyen Jackie Brenson, Bill Halley, Lloyd Pirce, Hank Ballard, Fast Domino gibi isimler Rock müziğe katkılarını sürdürdüler. 1954 yılına gelindiğinde Rock şarkıları müzik listelerindedir artık.




Alan Freed, Rock’un isim babası kabul edilir. Sallan, yuvarlan anlamındaki Rock and Roll, dans, parti, eğlence anlamını taşıyordu. 





1955’de Bill Halley’in söylediği “Rock Around the Clock” parçası listelerde 1 numaradır. Arkasından da Little Richard ve Chuck Berry gelmektedir. 

1956 yılında Elvis Presley tanındı ve Heartbreak Hotel ile bir numaraya yükseldi. Rock müziğini uluslararası sahnelere taşıdı ve Rock’un unutulmazlarından oldu. Elvis şarkıları geleneksel kafiye esaretinden ve Rock şarkıcıların vücutlarını sakin duruştan kurtarmıştı.

Sonraki yıllarda literatürde 5 zenci şarkıcı diye anılan Ray Charles, James Brown, Little Richards, Otis Redding ve Jimi Hendrix, rock’u yumuşatıp soul müziği üretip yaygınlaştırmışlardı. 

60’larda İngiltere’de Beatles ortaya çıkmış, tüm dünya gençliğinin simgesi olmuştu.

Fransa’da ise Jonny Hallyday elektro gitarıyla geleneksel “Fransız şansonu”nu ortadan kaldırıyor, tüketim toplumu kültürünü başlatıyordu.

Artık tüm dünyada Rock toplulukları ve solistleri ortaya çıkmıştır. Bunların en ünlüleri: AC/DC, Bee Gees, David Bowie, Phill Collins, Genesis, Nina Happen, Michael Jackson, Elton John, Quinsy Jones, Janis Joplin, Mick Jagger, Police, Prince, Diana Ross, Bruce Springsteen, Simon and Garfunkel, Cat Stevens, Supertramp, Tina Turner, Who ve U2’dur.

Günümüzde 1950’li yıllardaki Rock and Roll’dan uzaklaşılmıştır artık. Pop, funk, disko, new-wave, rap, hard-rock gibi tarzlara bile toptan Rock denilir olmuştur.

 

Gülşen Uslu



13 Ağustos 2012 Pazartesi

MERAKLISINA NOTLAR 2


Türkiye ve dünyadaki ilkler her zaman benim ilgi alanım olmuştur. İşte Türkiye’nin basın  ve yayımcılık alanındaki ilkleri, meraklıları için.

1831 yılında ilk resmi gazete  yayımlandı. Bu gazete Takvim-i Vekayi’ydi. 

1849 yılında bilinen ilk tıp dergisi Vekayi-i Tıbbiye çıkmaya başladı.

1852 yılında İlk Atasözleri derlemesi Ahmet Vefik Paşa yaptı: Müntehabat-ı Durub-ı Emsal. 

1859’da ilk manzum çeviriyi Şinasi gerçekleştirdi.  Tercüme-ı Manzum (Hugo, Lamartine, Racine ve Musset’den). İlk düzyazı çevirisi: Muhaverat-ı Hikemiye. Münif Paşa tarafından yapıldı (Fénelon, Fontenelle ve Voltaire’den).


1860’da ilk özel gazete çıktı: Tercüman-ı Ahval. Şinasi ve Agah Efendi tarafından yayına hazırlanıyordu. İlk başmakaleyi de Tercüman-ı Ahval’de Şinasi yazmıştı. İlk yerli tiyatro eseri olan Şair  Evlenmesi  yine  Şinasi tarafından yazılmıştı. 




1862 yılında ilk çeviri roman yayımlandı. Yusuf Kamil Paşa’nın Fransızca’dan çevirdiği Terceme-ı Telemak (Fénelon’dan).

1870’da ilk yerli küçük hikaye neşrdildi: Letâif-i Riâyât. Yazan Ahmet Mithat Efendi. İlk mizah gazetesi olan Diyojen’i Teodor Kasap Efendi aynı yıl yayımlamıştı.      

1872 yılında ilk yerli roman okundu. Şemsettin Sami’nin yazdığı Taaşuk-ı Talat ve Fitnat.

1873’de Türkiye’de yine bir ilk gerçekleşti. İlk magazin dergimiz Cüzdan yayımlanmaya başladı. 

1874 yılında ilk antolojik eserimiz Harabat yayımlandı. Yazan Ziya Paşa.

1876’da ilk edebi romanımız İntibah, Namık Kemal tarafından yazıldı ve neşredildi. Aynı yıl ilk Türkçe derleme sözlüğü yayına hazırlayan Ahmet Vefik Paşa’ydı:  Lehçe-i Osmanî.

1886’da çıkan ilk eleştiri eserimiz Tahrib-i Harabat’ı yazan Namık Kemal’dir.

1888 yılında ilk edebiyat tarihi eseri olan Tarih-i Edebiyat-i Osmaniye yayımlandı. Abdülhalim Memduh hazırlamıştı bu kitabı.

1890’da gerçekçi akımda yazılmış ilk hikayemiz Karabibik’di. Yazan Nabizade Nazım.




1891 yılında ilk fikir, sanat ve edebiyat dergisi Serveti Fünun, Ahmet İhsan’ın yönetiminde yayımlanmaya başladı. 1896’da derginin başına Tevfik Fikret geçmişti.  




1893’da ilk gerçek ansiklopediyi hazırlayan Şemsettin Sami’ydi: Kamusül Alâm. 

1896’da ilk gerçekçi akımda yazılmış olan romanımız Araba Sevdası yayımlandı. Yazan Recaizade Mahmut Ekrem.




1952 yılında Tiftruk tekniğiyle ve Batılı dergiler boyutunda basılmış ilk dergimiz: Resimli Hayat Mecmuası.  

1954 yılında ilk haftalık haber dergisi Akis, Metin Toker’in yöntiminde yayın hayatına başladı. 


Gülşen Uslu

8 Temmuz 2012 Pazar

UMUT


İçimde kımılda dur
UMUT
Yaşat, öldür
Hayatımı yoğur ellerinde
Bir çıkmaz sokakta bile
İçimde kımılda dur
UMUT
Güzel bir sevginin hayaliyle
Güzel bir dünyanın hayaliyle
Avut, dur.
Yüreğim bunalınca
Kaçsın buralardan
Uzaklara gitsin.
Gurbette özleyeyim sılamı.
İçimde kımılda dur
UMUT

Gülşen Uslu

18 Haziran 2012 Pazartesi

ÇOK GECİKTİ

Bahçelerde, ormanlarda
Işıklarda, karanlıklarda,
Sevdiğimleyken, değilken
Dostlarımla konuşurken,
Konuşmazken,
Hissederken, hissetmezken,
Günah işlerken, sevap işlerken
Evimde, odamda, işimde
Sıkılı yumruğumu göğe kaldırdım, bekledim.
Hep hep bekledim
Hep hep bekledim
Çok gecikti, çok çok çok gecikti.

Gülşen Uslu